Derin Uyku Örgütlerine Çağrı

FUZD4708.jpegCümlenin ortasında yalnız kalmış bir harf gibi uyandım. uyandığım yer neresiydi, bilemedim. Evimmiş gibi hissettim. Hissetmenin güzel bir şey olduğunu o anda fark edememiştim. Öyle yavan bir histi. Bazen de kötü bir şey olabilir. Yerine göre değişir. Peki bu neyi değiştirir? Benim sana karşı var olma iddiasında direten hislerimi mi? Belki. Belki de kiraz ağacından düşen bir çocuğun düşlerini. Düşen bir çocuk ne düşünür ki? Ölümün ne olduğunu bile bilmiyor. Ne güzel. Belki de son kez uzandığında daldan alamadığı kirazı. Belki. Ölümün var olduğunu biliyorsun. Mutlu musun? Belki, yıllardır bu soruyu soruyorum. Soru aynı, insanlar ve cevapları farklı. Gerçi cevabı evet veya hayır olması gereken bir sorunun kaç farklı cevabı olabilir ki? Belki de milyonlarca, hayal gücüne bırakıyorum. Anlık düşüncelerimden yoruluyorum. İlgiyle yoğruluyorum. Yanlış anlaşılmak konusunda ilginç anlara şahit oldum. Bir uyku gibi hissizim, derinleşiyorum. Sonrası mahut hikaye, bir kalp krizi semti ziyarete gelir, bir ambulans sireni sessizliği gücendirir. Gece saatlerinde ağaçlara tırmanan insanlardan olma. Gecenin tam ortasına uzan, parmaklarını eğlenceye aç bir çingene gibi şıklat, sokak lambalarını yak, bu nevruzun ateşi, can yak, yalın ayak korlarda gez, kırları kıskandır. Yanlış olan bir ton şey yap, yanlışın yanılmaktan türemediğini topluma ispat et. Eğil, kulağına bir şey söyleyeceğim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir