Yersiz Uyku

FullSizeRender (1).jpg
Bir gece uyumaya çalışıyor, bir hece bir hevesle bir cümleye koşuyor, kendine yakışan kelimenin yanında duruyor, durduğu yerden konuşmak hoşuna gitmez. Ayağa kalkıp uzun uzun adımlıyor odanın içinde. Odada bir anda karpuz kabukları ayaklarının altına seriliyor. Karpuz kabukları kendini iyi hissetmediğin anlarda ayaklarının altına serilir. Belki de güvenilir bir yere doğru havalanır. Yanındaki kelimeye dönüp, biraz su ister misin diyor. Kelime susuyor, suyu cami bahçesindeki lalelerin dibine döküyor. Lalelerin rengi suyla uçup gidiyor. Uçuşan renklere bakıp dileğini diliyor ve yalnızlığın katlanılmaz şey olduğunu aklından geçiriyor. Beyninden geçen her kelimeyi gözleri haykırıyor. Mesela geçenlerde birine gözleriyle ilanı aşk etmişti. Yanıt bulamadı, ama olsun. Galiba insanlar gözlerindeki kelimelere bakmayı tercih etmiyor. Kolay lokma zannettiği çiçeklerim var, onları koparmaya çalışıyor, çiçeklerim olağan gücüyle karşı koyuyor. Aralarında savaş çıkacak diye ürküyor meşe, çiçeğe bir fiske vuruyor, çiçek adama, adam bana küsüyor. Yalnızlık bir küskünlükle başlıyor. Yalnızlık başladıktan sonra her harf arasına boşluk giriyor. Boşlukta kaybolmak istiyor bir zenci. Zencinin tek istediği biraz sevgi. İlgisizlik batağına düşmüş bir kaç ezgi. Ayakları geri gitsin diye düşünüyor, bir bemole takılıp yere kapaklanıyor. Yer duygu, yersiz duygu, duygu, tüm istediğim buydu…
“Hervsey’de”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir