İnsan Budalası

6tag_210615-033031.jpg
İnsanların karşısındakini aptal zannetme huyları var oldukça hiç bir insan ilişkisi olması gerektiği gibi sade ve kusursuz olmayacaktır.
İnsanlar konuşma esnasında size net olduklarını söyleseler bile onların içlerinde kokusunu aldığınız şeyin adı o bağnaz istek silsilesinin bozulmuşluğu. Bu hislerinizde yanılmadınız. Aslında size karşı savunmada olduğunu düşündüğü zaman başlatılan o fikir bombardımanı savaşın görünmeyen karanlık tarafıydı. O ilginç istekleri yanıtsız bırakmak sizi ona karşı istek savaşında bir sıfır öne geçirebilir. Lakin sonraki kozun tam yerinde olmalı. Karşı tarafta elin açıklığından faydalanan bir fikir budalasının gözlerindeki edepsiz blöfü iyi okumalısınız. Çünkü verilen her koz zeki olduğunu düşünen bir beynin rezil isteklerinden doğan o kanamalı dürtülerini size karşı kullanması isteğini barındıracaktır. Dizginsiz fikirlerini kendinden başkasıyla paylaşamayan bir sefille karşı karşıyaysanız ve size hayatınız, dünyanız hakkında fikirlerde bulunma yetkisine nail olduğunu hissettiriyorsanız, bu da verilmiş olan başka bir kozdur. Ona değerli olduğunu hissettirmek kendinizi değerli görmediğinize dair yanlış bir izlenim oluşturacaktır. Aldırmayın, sadece biraz daha zeki hissetmesini sağlamak içindir bu davranış. İnsan kestirilemeyen davranışlardan daha çok yara alır.
Yandaş olarak gördüğünüz insanların zamanla aslında rakibiniz olabileceği duygusu çok uzak olmamalı. Çünkü insan savaşan ve savaştığını unutan bir varlıktır bazı kitaplara göre. Oysa tüm evrenden sıyrılmış dikensiz bir gül olmalıydı insan, sıyrılan diken olmayı yeğleyenlere söz yok tabi. İnsan dışardan haklı, içerden de bir söz duyduğu garip iniltisi “ne kadar hain çalışıyor aklı.”
Zaman zaman bir daha hata yapmamaya söz vermiş bir rahibe gibi hür-i pak hissediyor olsa da bedenim akıl akılalmaz günahlar denizinde kaybolmuş küçük bir balık gibi kalakalıyor olduğu yerde. Yenilmesi an meselesi, yenerse akıl meselesi. Serzenişlerim boşuna, anlaşılmak için değil bu sözler. İçimde bir yangının küllerini biriktirmek hoşuma gitmediğinden. On dakikada yerle bir edilen düşünceler yerini bozarmış küllerle dolu bir harabeye bıraktı. Küllerini Nil’e salmazsam, haksızım. Kendime karşı, hislerim zavallıca olarak kalır ki bu beni güçsüz olduğuma inandırır. Zaman dediğimiz tik taklı kuzey rüzgarlarında insanın hali ne denli çelimsiz kalmıştır. Bilinmezlik devinimi isanın insandan çıkarı dolu. Bu yavan zulmü insan nasıl kendi aleyhine çevirebilir ki.
Bazen hatalar insanın kendisinden kaynaklanmaz. Karşı taraftan kaynaklanırsa da yaralamaz. Belki de biraz iç burukluğu bırakır hücrelerimizin derinliklerine. Kalbin boğazı düğümleniyor. Ne yazsam, nasıl yazsam da ne hissettiğimi karşılamıyor. Ne acı. İnsan budalası…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir