Af Faaliyetlerinde Yetersizlik Dramı


Duydum ki büsbütün göç ediyorsun bu evrenden. Sana az kalmıştım, şimdi fazlalığım ve yalnızım. Etrafım kalabalık, üç tane hüner insanlarda, üç adımda babalık, arkadaşlık, düşmanlık.
Seni duydum. Bu evrendeydin son saatlerinde. Bir fotoğraftın, çıktın o mezardan ve aynaya baktın sonra, sonra bana baktın. Beni yargıladın, yalnızlıkla astın.
Kelimeler çıkmıyor ağzımdan, isyan ediyor yazgıma. Konuşmalıyım, son sözlerimi söylemeliyim, çünkü benim evrenimden kaybolduğunda artık tanışmıyor olacağız. Gözyaşlarım kelimelerimi ıslatıyor şimdi.
Çıkmamalı şemsiyesiz diyorlar, etrafı arıyorlar, bu fırtınaya şemsiye kar etmez diyip çıkmıyorlar.
Dudaklarım kurudu. Ben senin ellerini bir kere tuttum. Şimdi tüm eller yabancı bana. Yüzüme bir kere dokundun, şimdi bütün yüzler aşina bana. Gittin mi, ses tellerimi titreştiremediğim için mi terk ettin beni. Oysa gitme diyecektim. Kalbimdeki bir kan pıhtısının suçu, diyemedim. Seni metruk bir evin avlusunda terk ettim. Oysa ben cennettim. Cenneti senden esirgedim.
Affetmek ne garip kelime, çıksa dudaklarından geri dönüşü yok. Ben geri dönüşü olmayan her şeyden korkuyorum. En yakıcı gün ışığımda bir ağaç olmaktan seni azlediyorum. Issızımda sesini kısıyorum. Son çığlığını bir yıldıza armağan ediyorum.
Kutup yıldızıma sesleniyorum, biraz yana kay. Sabah oluyor. Haydi şimdi beraber kaybolalım.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir