Kişisel Bir Mesele Bu; Özür Diliyorum


Nerede ve nasıl yaşadığımın farkında olamıyorum. Sevdiğim veya sevmek zorunda olduğum kişilere karşı hislerimin gerçekliğinden şüphe duyuyorum. Her şey kafamın içindeki o büyük kaosta kayboluyor.
Yaratılmış her insandan ve eşyadan özür diliyorum. Az önce doğdum, biraz sonra öleceğim. İntihar mektubumu beşikten yazıyorum. Basit duyguların inanılmaz karmaşıklığı içinde boğuluyorum.
Dertlerim boyumu aşıyor, yoğunluğu benden fazla, yüzemiyorum. Yüzeye çıkmak için her kulaç attığımda biraz daha yoruluyorum.
Farkında değilim ne yaşıyorum, sadece yazıyorum. Ne yazıyorum, kime, neden, ne amaçla yazıyorum, bilmiyorum. Belki de düşünce felçlerim sıklaştı bu aralar, ne yaşadığım hakkında en ufak bir fikre sahip olamıyorum.
Hiçbir saniyeye hakim olamıyorum. Bunu normal de karşılıyorum, fakat her geçen saniyenin gömleğinden tutmaya çalışıyorum. Züleyha gibiyim. Haksız bulunuyorum. Yusuf gibiyim cezayı ben çekiyorum.
Binlerce yıl yaşamış peygamberler gibi hissediyorum.
Küçük bir çocuk gibi, hiç beklemediğim anda bir maganda kurşununa kurban gidiyorum.
Bırakın yakamı, ellerimi tutmayın, yangınım bulaşmasın size, ben tek başıma, derya denizlerin ıslatmaya cürmü yetmediği bir çölde geçmişime sövüyorum.
Geleceğimi özlüyorum.
Neden diye sorduğum her cümlede bütün harflerden özür diliyorum. Nihayet, geldim işte, buradayım. Uçurum yok hemen bir adım ötemde, şartlar elverişsiz. Ama kendi isteğimle, kendi yöntemimle, kendi kendime ölüyorum. Yaşamak için yaşamı elinden aldığım her nesneden özür diliyorum.
Cesedimde kargalar, ziyafetlerine sunmak istediğim et daha fazla olmalıydı, ben çok zayıfım, yüzümde on kişilik bir gülümseme, yalnızlıklarım içimde, gidiyorum. Hoşça kalın, çürüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir