Başından Geçenleri Geri Döndürme Çabası


Yorgunluk değildi bu istilanın hissi
Fikrim salanıyor, depremin dengesiz, ben belirsiz
Ruhsuz ve renk yoksunu diğerleri
Nasıl da yerle bir etti silahsız adamların
beyinlerinde yüzen mermilerin sahibini
Hepsi sergi, hepsi sanat eseri
Elleri günahlar içinde
Gözleri bir peri
Bodrum katlarda yere serilen günahların
Sahibi de aslında terli
Islak yeryüzünden sızan bir kaç damla yürüdü, geldi
Rutubetli duvarlarında peygamberlerin isimleri gizli
Tuğlalarımı rastgele diz, beni yerle bir et
Derdim değil et, kan, sinir, dert
Sersefil hucurat belli değil izleri
Önünden geçen sadece bir maskeli serseri
Rüzgarlar sızar kapılarımdan
Perdelerim uçuşur
Devrilmiş her putta İbrahim’in fikri emniyeti
Sere serpe devril yere
Toprak değil bu
Beton evli
Peşin hükmü yendim, şimdi geldim
Derin bir kuyudan çıktım, gizlendim kardeşimden
Nerede bulsa beni korkarım şimdi
Vuracak beni alnımdan yahut
Saçımı kesecek
Keşişleri sevmem diye her seferinde
Beni bir kaç kez daha öldürecek.

Bir Yığın Kağıt Elde Edilir Bir Çiçekten

IMG_9552.JPG
 
Belki ayın 27si, aklımda bir isim kalmış, yüz bin cihan harbi meydanlarda hazır, bekliyor komutan emirlerini, sen ise. Sen ise, koltuğunda ölüm dikiyorsun kınalı on beşliklere. Parmağına almışsın nişanını, yüksüğünün yerinde nineden kalma bir yüzük olmalıydı. “Sırtından yükünü nerede attın?” diye sormaya bile çekiniyorum.
Sen savaşçıların en kahverengisisin, ne davetkarsın, ne sitemin var. Bin dertliye bir tane devan var. Bir kerelik acısın, bir kerelik sancı, bir kerelik umut, günah veya adına her ne dersen.
Akıl da var işte, en berbatı o. Bir sürü söylenmiş özlü sözden daha derin söylenmesini de bilirsin ama, umurunda değil. Etkilediğin insanların güzel varsaydığı etiketlerden sıyrılmışsın. Ne kötü.
Seni normal bir insandan ayıran bütün özelliklere de bir kaç parça paçavradan kefen dik. Göz önünde olanlar en önce helak olur demiştin.
Orada durmayacaktın. Mezarlara diktiğin nevresimlerden güzel manzaralar çalmayacaktın. Yanıldın.
Belki ben de yanılmalıydım. Güzel bir akşamüstü şairesinin kafasını taşlara vurarak ettiği kan banyosunu beraber çizmeliydik astarsız tuvallere belki de. Her neyse.
Olduğun yerle öldüğün yer aynı. Mezarına bir manzara bırakıyorum. Şimdi mermerinde bir gonca gül var, başında şehit yazıyor.
Şahit yazsaydı daha iyiydi.

İskeletim, Sitemim


Betonarme bedenim, kemiklerim kibrit
Delik deşik ruhumda yamalarım belli
Kuşluk vakitlerinde uyuma, delirirsin derdi
Babam öldü benim, bazen annem
Toprağa düşen ellerimi karıncalar yedi
Başlangıçların sahibi, son kez değil
Gök ışıkları mavi, bence bazen sarı
Tavan aralarında komplolar gizli
Yergilerin derdi belki de şarkılarım
Bir kaç nota yukarıdan dileklerle deliririm
Henüz geç değil ama erken de sayılmaz
Daha çok, çok, çok yenilirim.

Ev Sahibi Çıkın Dedi


Kalbimin ortasında yoğun bir sis bulutu, misafirdi, galiba yerleşti. Dört bir yanım sarıldı, kara günler üstüme geliyor.
Sıkıştım bu gecekonduya, belki elli yıl önce terk edilmiş. Sanıyorum sahibi bir anda zengin olmuş veya ölmüş. Dolaplarda bakır tencereler, içindekiler kurda kuşa yem olmuş.
Birgün buradan çıkacağım, kara günlerin içinden geçip gideceğim. Aydınlık günler değil hedefim, neden yaşadığımı bilmiyorum. Zamanla ilgili derdim. Yalnızca bir kaç yıl geriye gitmek istiyorum.