Ruhum Çekmeye Çalışıyor, Tetik Basınca

IMG_0750.JPG
Yorgunluğumdan bahsetmek istemiyorum artık, yalnızlığımdan konu açılsın istemiyorum. Sevdiğimi görüyorum, söylüyorum, herkesten anlayış dileniyorum.
Büyük harflerle kurulmuş her cümleyi dilimden susturucuyla çıkarıyorum. Kimisinin kalbine, kimisinin beynine nişan alıyorum.
Kelimeler nereden geliyor? Şaşırıyorum. 29 harften bu kadar anlam nasıl türetilir, bu kadar kombinasyon nasıl anlamlı hale getirilir, nasıl bazı kombinasyonlar diğerleriyle bir araya geldiğinde bir kaç farklı analama gelebilir?
Ruhum mu bu sözlük silahını kullanıyor, beynim mi ruhumu? Anlayamıyorum.
Dünyada yaşamak diye bir şey varsa tarif edin de bileyim. Ben bilmiyorum. Dizdiğim bütün harfleri arka arkaya ateşe veriyorum da alevinden ısınamıyorum. Isı da yok zaten, bunları nasıl düşünebiliyorum? Farkında değilim ne yapıyorum, ne yazıyorum, nereye doğru koşuyorum, hangi harflerin birbiriyle düellosundan doğan kelimelerle koşmam gerektiğine karar veriyorum?
Soru eklerini insanı yormak üzere tasarlamış dilbilimciler. Bu hainliğe katlanamıyorum.
Her kombinasyonun köklerine kibrit suyu dökmekle geçse ömrüm, dışlansam etrafımdaki bütün beyin tecavüzcülerinden, eleştiri diye bir batağa düşsem, hiçbir şeyden memnun olmasam yeniden başlar bu savaş. Hem de daha bilinçli bir savaş. Kazananın olmadığının farkında olarak, vakit kaybı olduğunu bilerek.
Ne acımasız bir hergele şu zaman. Geçmese, dursa da dövüşüm bitse. Tam da ruhumu dilimden fırlatacakken silahım tutukluk yapsa. Ne güzel olur böyle ölsem.
Ölsem de yenilsen.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir