Uyanış


Bir düşe daldım 8765,81277 saat önce

Uyanmak,

uyandırılmak istemiyorum.

Seslenmek istesem de

duyulamayacağımın düpedüz farkında olmak vazgeçiriyor beni

Sonra,

hafif buruk içten bir sesle sana bırakıyorum

Ve ardından o tehlikeli cümle geliyor

Ben demiştim.

Sokak Fareleri ve Safriyat

Anlatabilse insan bir ortak bulurdu lakin susmak en büyük zenginliğimiz. Gürültülü kalabalıklar yüksek binalar gibi bu şehirde. Savaşmak ve ölmek, dışında kalanlar üst üste toplanmış. Ama biz. Biz bodrum katlarda kemiklerimizi çürüttük seninle. Nemli karton kutularımız da farelerin meskeni artık. Taşınmamız hayal. Beni tut.

Omurgasız gürültülerinden yaş alıyorum her milisaniyede. Yüzünün sığındığı yerlerde var olman benim tutsaklığım. Çünkü onlar yol gösterdi kibrit kutularından bodrumlara taşınmamızı. Sessizliği almayı unuttuk yanımıza sadece. Ama duvarlar. Onlar ayırmaya yetmiyor hudutları.

Karşıma alabilsem seni önce ellerinden başlardım anlatmaya, boynumda bir küffar gibi duran. Adın ezberlediğim alfabelerin sonundan başlayıp, başıyla bitiyor ki bitmesi tükenmek değil, yeniden var olması. Duraksadıkça debisi artan bir akarsudan başka bir şey değildi varlığın. Fakat suyun yol açması gerek metanetli girişlere. Artık yol yetmiyor yolcu olmaya. Oysa yoldaş kalmak dudaklarına değecek bir yeminden ibaret. Dilin ketum ve sözlerin küçük harfli. Daha dün hiçbir düzenin altına giremeyeceği hiyerarşik bir yapıya telaffuz ettim ismini. Manifestolar yayınlandı adında. Önce sözleri dedim. Sonrasına mahal yok hiçbir çarpık kentleşmede. Ya biz var olmalıyız bu bodrumda ya da farelerimiz. Onlar da beceremiyor bizim gibi çoğul cesaretle yaşamayı. Ama olmalı, oldurmalısın ellerinle, ıssız ve karanlık olan her yeri. Olmayan bodrumlarımızda yeşermeliyiz seninle. Farelerinden dinledim her şeyi. Sadece sesini görmek istiyorum. Kalan her şey ezberimde.

Masumiyet Sınavında Boş Koltuklarım

Masumiyetine inandığım her şeyi tükettim. Atardamarlarımın tıkandığını hissediyorum. Çığlık çığlığa tüm anjiyo ustaları. Susun. Bu benim meselem.

Bir çocuk gülümsüyor uzaktan. Parmak uçlarımda yürüyorum. Kapatın gözlerinizi. Bu benim meselem.

Bildiğim tüm kokuları unuttum. Annem. Burnum kanıyor. Derin bir nefes alın. Evet hepiniz. Bu benim meselem.

Adını saklayamadım dişlerimin arasında. Yüzü suyu hürmetine tüm inandıklarımın, sen unutma adımı.Son halife. Sayıklayın tüm peygamberleri. Evet siz. Tüm inananlar. Bu benim meselem.

10 yaşındayım. Sağ kolum kırık. Hâlâ masumum. Keşke solak olsaydım diyorum. Solak oluyorum. Bildiğim tüm çolakları iyileştiriyorum. Yaşasın alternatif tıp. Bu benim meselem.

Kabuk bağlayan yaram kalmadı hiç. Yürümeyi öğrendim. Sonra koştum. Dünya yuvarlakmış. Başlayamadığım yerdeyim. Lütfen artık durun. Evet siz. Atletler. Bu benim meselem.

Yan komşumuzu ellerimle gömdüm. Akşamın sekizi. Topraktan utandım. Ağlamadım. Lütfen babama dokunmayın. Evet siz. Mezar kazıcıları. Bu benim meselem.

Kol saatlerimi “bekleyenlere” bahşettim. Bileklerim kırılıyor. Bütün meridyenlerde aynıyım. Kanımın akmamasını duyuyorum. Yalvarırım kırın akreple yelkovanlarınızı. Evet siz. Bekleyenler. Bu benim meselem.

Gittiğim şehirleri saymayı bıraktım. Hepsi diğerinin benzeri. Bazılarına deniz koymuşlar. Kalabalık caddeler kusuyorum. Göz göze gelmeye korkuyor.Evet metropoller. Bu benim meselem.

Masumiyetine inandığım her şeyi kaybettim. Bu da sizin meseleniz.

 

Yeminli Vicdan Muhasebecisi

Birazdan sarf edilecek her cümle birer vicdan yanılsamasıdır. İtibar etmeyiniz.

Vicdanım tarafından tehdit edildim. Yetmedi. İşkence ettiler. Sayamadım. Önce pişman oldum. Sonra sustum her şeyi. Dilimi çiğneyip suratlarına tükürdüm. Utandım nefes bile almaktan.

Vicdanım tarafından katledildim. Yıllarca. Görmezden geldim, ses etmedim. Ayaklarım şişene kadar koştum. Ama o hep ensemdeydi. Oturdum, ağladım. Ayaklarıma küstüm. Ellerimle kendimi boğdum. Ölmedim. İlk ben kurtardım beni.

Vicdanım tarafından sömürüldüm. Önce çocukluğum lime lime geçti gözlerimden. Kahroldum. Gözbebeklerim kanadı. Boynum uzadı. Bildiğim tüm günahları yenileriyle değiştirdim.

Vicdanım tarafından hapsedildim. Üzerime dört duvar yığdılar. Durmadılar. Tırnaklarımı kırdılar. Kazıyamadım. Resimler çizdim gözyaşlarımla. Kurudular. Kör oldum.

Vicdanım tarafından nefyedildim. Bilmediğim humuslarda can aldım, can verdim. Bağırdım. Küfürler ettim yeni lisanlarda. Belime taşlar bağladılar. Süründüm.

Vicdanım tarafından zapt edildim. Senelerce aynı bedende. Tiksindim. İnandığım her şeyi kustum. Kulağımdaki sürüngenlerle yaşlandım. Sağır oldum. Annemin sesini unuttum. Annemin sesini unuttum.

Vicdanım tarafından zannedildim. Önce gölge oyunlarında yok oldum. Birer birer. Sonra kıyametler kopardım. Gecekondularda kendimi astım. Ruhsuzluğumu perilere sattım.

Vicdanım tarafından lağvedildim. Bildiğim tüm adalet saraylarını yaktım. İdam sehpalarında çay içtim. Yıkılış oldum.

Vicdanım tarafından affedildim. Her kelimem bir sonrakine hüzün oldu. Mürekkeplere bulandı bileklerim. Dileklerim, sevdiklerim, aynı yolda ezildi çiçeklerim…