Bizim Mahallenin Şairi Bendim, Önce Sevgilim Sonra Küçük İskender Öldü


Ben, yok oluşların şairi, nasıl öldüm
İnanmadım da ondan devrildim
Sevdim de hakkı nedir diye
-bir ırgatın sırtında yüklü
saatleri gibi horlandım,
zorlandım, tökezimi sevmedim
diye düşündüm, diye düştüm-
Hakkını veremedim.
Ben bir çok ringde
Binlerce zihinle cebelleşip
Devrimi daimi sahiplendim.
 
Barınaklardan saklanır
Bas partilerinden demlenir
Ben yok oluşların şairi
Ne zaman, nasıl öldüm?
İnanamadım diye gözlerimi
Sürme diye taşlarına sürdüm.
Kör oldum diye kendime
Evvel zaman içinden,
Şiirlerden ve filmlerinden
Sahne süzdüm yüzünden
Aklımı çevirdim, belki de kaybettim.
Ben ölü şairlerin yok oluşu
Nasıl, ne zaman değil
Niye öldüm?
Bilmem dedim, cevap verdim
 
-kuru gürültüler yarattım
Tanrı gibi değil, hayır! Yoktan gelmedim.-
 
Öldüm diye hemen
Urgan sarıldı boynuma
Sıkışıyor boynum, kuru gürültülerim ıslak
Gözlerim kızarık
Ben şairlerin ölü yokuşu
Tamam yeter dedim,
Diye öldüm.

Sirenler Çalıyor, Ruhumuzun Arka Sokaklarında Ambulanslar Ağlıyor


Şirk dedi, sustum
Yeter artık devrilme omzuma
Ölü şairlerin de cesetleri kokar
Burnunu çekme
Sızlar kemikleri yenidoğanların
Umut diye bir laf-ı güzaf
472 fahreneight yüzgörümlüğün
Şirk dedim, artık yeter
Sus
Papatya kokardı omzun
Dudaklarını çekme kalsın dilimin ucunda
Bir kelime söyleyeceğim sana
Ruhuma değdiğin zaman
Ama konuşmayın ne olur
Şirk diyoruz
Sadece susun.

Gökten Düştük, Yağmalandık


Kulağımda bir kuru gürültü, gözlerim ıslak, ışıktan kısık
Yalpa adımlarım burcumdan değil cenk içimde
Ali cengiz değilim, oyunum yok, sefiller, köpekler dizlerimde çizik çizik
Buzlu birliklerin erimesinden doğan güvenlik zaafiyeti
Korku cennetinde yenik bir müzmin hissiyatı.
Vertigo derdiydi 7. Kattaki peygamber komşusunda
Zemherileri yeşildi, gün delik delirmelerimi donduran
Hukukun üstünlüğü de bir zincir bütün bu lüzumsuzluklara
Tamlamalar veya tamamlamalar. Olsun.
Benden değil bu sözler bu üst üstelik, umarım senden de değildir
Üslerimden havalanan helikopterleri
Düşürdün saydam zeminlerime
Sana kızmıyorum henüz
Ruhuna sözüm geçmiyor
Büyük adam olacak bedenim
Ama kulaklarım yapışık döşemede

İnanılır gibi değil.

Başından Geçenleri Geri Döndürme Çabası


Yorgunluk değildi bu istilanın hissi
Fikrim salanıyor, depremin dengesiz, ben belirsiz
Ruhsuz ve renk yoksunu diğerleri
Nasıl da yerle bir etti silahsız adamların
beyinlerinde yüzen mermilerin sahibini
Hepsi sergi, hepsi sanat eseri
Elleri günahlar içinde
Gözleri bir peri
Bodrum katlarda yere serilen günahların
Sahibi de aslında terli
Islak yeryüzünden sızan bir kaç damla yürüdü, geldi
Rutubetli duvarlarında peygamberlerin isimleri gizli
Tuğlalarımı rastgele diz, beni yerle bir et
Derdim değil et, kan, sinir, dert
Sersefil hucurat belli değil izleri
Önünden geçen sadece bir maskeli serseri
Rüzgarlar sızar kapılarımdan
Perdelerim uçuşur
Devrilmiş her putta İbrahim’in fikri emniyeti
Sere serpe devril yere
Toprak değil bu
Beton evli
Peşin hükmü yendim, şimdi geldim
Derin bir kuyudan çıktım, gizlendim kardeşimden
Nerede bulsa beni korkarım şimdi
Vuracak beni alnımdan yahut
Saçımı kesecek
Keşişleri sevmem diye her seferinde
Beni bir kaç kez daha öldürecek.

İskeletim, Sitemim


Betonarme bedenim, kemiklerim kibrit
Delik deşik ruhumda yamalarım belli
Kuşluk vakitlerinde uyuma, delirirsin derdi
Babam öldü benim, bazen annem
Toprağa düşen ellerimi karıncalar yedi
Başlangıçların sahibi, son kez değil
Gök ışıkları mavi, bence bazen sarı
Tavan aralarında komplolar gizli
Yergilerin derdi belki de şarkılarım
Bir kaç nota yukarıdan dileklerle deliririm
Henüz geç değil ama erken de sayılmaz
Daha çok, çok, çok yenilirim.

Hayaletim, Son İsteğim

IMG_9778.JPG
Tavanların çatlaklarında yüzüyorum.
Belki de hiç ayak basılmamış bir sokakta yürüyorum.
Bu çarpık binaların girişlerinden ötürü arka bahçelere düşüyorum.
Sıkışıp kalıyorum.
Yalnız kalmak istemiyorum.
Yapacaklarım vardı benim daha.
Kahrımdan ölüyorum.
Tek kelime edemiyor, çabalıyor, yoruluyorum.
Bin yaşında bir çınar gibiyim, gövdem hamurdan, yapraklarımdan oksijen kusuyorum.
Boğazım yırtılıyor. Kalbim patlayacak gibi. Ritmim bozuk.
Belki de boşuna deviniyorum.
On beş bin peygamberden bir tanesi gelsin.
Yardım bekliyorum.
Cenazemi sen yıka. Yalvarıyorum.
Yaşarken yardımım olmadı insana.
Şimdi zulüm onlara, mezara koyacakları bedenim.
Son görev belki bu, son eziyet eşime, dostuma.
Ne olur beni onlarla ya da onlara bırakma!

Ayaküstü Yalanlar

IMG_1381.JPG
 
Seninle ben aynı şehirdeyiz
Bambaşka hayatlar içinde
Birer dizgi,
Belki sezgi,
Sığamadık, dışarı taştık
 
 
Seninle ben aynı soydan geldik
Eğildik, büküldük
Birbirimizi görmeden piştik, yenildik
Üzerimizde şakıyan çekiçlere
Hiç lafımızı esirgemedik
 
Seninle ben aynı dertten geldik
Bir kaç fikir vardı aklımızda
Yoğrulduk, yorulduk
Nereden inceldik
Neden koptuk
 
Seninle biz aynı dizeden geldik
Dirildik, delirdik
Bir kaç mısraya sığmadık
Elendik.
Tortularımızdan sıyrıldık
 
Seninle ben aynı evden geldik
Ne bu öfke, ne bu kin
İtildik, yerlerde süründük
Hiddeti birbirimizden esirgemedik
Evrildikçe evcilleştik.
 
Seninle ben yağmurdan geldik
Yüzlere düştük
Çiğnendik, biriktik, ıslandık
Bundan hep nefret ederdik
Kendimizi dizginleyemedik
 
Seninle biz çok yeniydik
Eskinin ruhuna yenildik
Seninle biz iyiydik.
Şimdi sen iyisin
Ben iyiyim.

Bahis 1

IMG_8902.JPG
Karşımda! Görüyorum.
Masada üç çeşit kitap kokusu
Dışarda koşturan insanlar
Bir metro istasyonu
Topuklu giyen kadınlardan korkuyorum
Sesleri kalp atışı gibi
Ben yaşamıyorum
Kokain yalnızlığı, burun akıntısı
Evin her köşesi yalan
Şimdi ölüm kadar yalnızım
Seni kandırdım, seni sevmiyorum
Ölü dostlarımın mektuplarını
Yastığımın altında saklıyorum

Yorgun Ben

IMG_3948.JPG
Gidenler, gitmekte olanlar
Kalbinde bir düzine sevgi taşıyanlar
Bir hevesten saatlerce yıllarını çalanlar
Pişman olan, yanılanlar
Dönmek için uğraşmayanlar
Artık bıraktığınız yerde değilim
Ben artık öylece bırakabileceğiniz bir ben değilim
Değiştim
Bunu istemedim
Kağıtlardan yardım istedim
Kimseden kimsesizliği istemedim
Hediye edildim
Yollarca dağlardan sürgün edildim
Ezildim
Yalanlar
Aynı mahkemede yargılar
Aramızdan ayrılanlar
Arkasından konuşulmayanlar
Sağlar, sağ salim gideceği yere varanlar
Geleceğini bulanlar
Bulutlar
Buz gibi saatlerin akreplerinde ezildim
Gün doğumundan öldüm, yenildim
Giden ben değildim
Binlerce suçlu arasından adi ilan edildim
Bahsedenlerden vurgun yedim
Kelimelerden azad
Cümlelerden men edildim
Kararlar
Günlerce gece olanlar
Tıkılıp bir odaya
Yıllarca zamanı olanlar
Belki bir mahkuma edilmiş iftiralar
Ağrılar
Altın tozu itiraflar
Harfi harfine yazıldım, bir çırpıda silindim
Dünya sizin olsun
Ben bir kez sevildim.

Karanlık

IMG_6843.JPG
Geceyim, karanlık etraf
Zaman kimdir, kimden taraf
Gümüşe bakan yılgın bir sarraf
Bakır yüreği etti bertaraf
Bir hastalık, ciğere dizildi saf saf
Yalnızım burada, onlar bitaraf
Adım araf, alın yazım araf
Şimdi dağlar kadar yanılsam
Yollar kadar yazılsam
Ve annem kadar sarılsam
Varlık kadar yok olsam
Her ne kadar ben olsam
Her yerim talan
Adım araf, alın yazım araf