Yer Altında Ruh Sergisi

IMG_0256.JPG
Ben! Ben kimim? Nerede hiçliğim?
Yüzüm nerede? Nerede benliğim?
Karşında et, kemik, kandan bir kukla gibiyim
Ah şu düşünce iltihaplarım,
Dertlerim!
Binlerce deniz olsa şu sefil bedende,
Dolduracak…
Hiç yer bırakmayacak iniltilerim.
Gülüyorum, çünkü elimde değil,
Ben bir kişi değilim.
Tüm kadınlarda akşam yemeği
Erkeklerde sevgi gibi.
Maktul benim, ellerim!
Eriyen ellerim.
Güzel gözlerin.
Hepsi benim.
Böyle olsun istemedim.
Ölmek diye bir şey varmış,
Ben bunu istemedim.
Sadece az bir derdim vardı.
Gülmek istedim.
Ellerin boğazımda.
Ölümden güzel değilmiş sevgin,
Toprakta, artık belliyim.

Bahis 3

$RF1X1EU.JPG
Sahtesin, belli!
Yüzünde renk yok
Verdiğin kitap, aslında yok
Kokusu yok
Başımı göğsüne yaslıyorum
Ayin yok
Kalp atışı yok
Yaşıyorum diye yalan söylüyorsun
Sigaran yok, müzik yok
Kendine gel!
Burada yalnızsın, iz yok, gölgen
Yok!
Bir dakika’
Galiba opera bitti
Uyanıyorum!

Bahis 2

IMG_9688.JPG
Şimdi atar damarında olması gereken kan kağıdımda
Bu kutlu bir yalnızlık
Kurbağa sesleriyle dibe doğru batıyorum
Bir diken gibiyim, ellerine batıyorum
Nabzını kontrol ettim
Normalin altında
Seni bir kağıt kesiği öldürecek
İnanabiliyor musun?
Yalansa tüm bunlar
Bitir bu acıyı
Benim en büyük yanlışım
Seni kandırabileceğimi sanmak
Vücudundan arta kalanlar beni boğmaya çalışıyor.
Korkuyorum…

Karantina

IMG_1075.JPG
Hiç
Hiç, sessizlik
Yanlış yerdeyim
Yanlış yazıldım yarına
Bir ben vardı dün
Unuttum
İçimdeki gün, geceye dönüştü
Artık sizi göremiyorum
Harabe bir evin köşesinde
Çöpe atılmış bir yatakta izliyorum gökyüzünü
Karar veriyorum
Ben artık
Yazıldığım tüm ölümsüz eserlerden siliniyorum
Tutmayın elimden
Çünkü başka bir dünyaya alışmaya çalışıyorum
Dokunmayın
Ben
Buradan çok uzakta
Yaşamak ağrısını dindirecek bir ağrı kesici arıyorum

Bahis 1

IMG_8902.JPG
Karşımda! Görüyorum.
Masada üç çeşit kitap kokusu
Dışarda koşturan insanlar
Bir metro istasyonu
Topuklu giyen kadınlardan korkuyorum
Sesleri kalp atışı gibi
Ben yaşamıyorum
Kokain yalnızlığı, burun akıntısı
Evin her köşesi yalan
Şimdi ölüm kadar yalnızım
Seni kandırdım, seni sevmiyorum
Ölü dostlarımın mektuplarını
Yastığımın altında saklıyorum

Bu Şehir 2

IMG_8456.JPG
Güneşli bir günün akşamındasın.
Yanlış yerde doğru zamandasın.
Değişime inanır mısın?
Sen geç mi kaldın? Ne bu yüzündeki ifade?
Ben çok değiştim. Sen hala aynı gibisin.
Aşkın yorgunluğu çökmüş üstüne. Belli.
Kamufle olmayı öğrendin mi?
Burada oturarak görünmediğini mi zannediyorsun?
Özledim diyorsun. Yalan.
Bir siz biliyorsunuz sanki kaçmayı.
Özlem fırsatını bulduğunda kavuşmak içindir.
Çık artık saklandığın yerden.
Geç kalma artık, tam zamanında orada ol.
Aç müziğin sesini git seni nereye götürüyorsa.
Değişebilirsin. Kalbin sana oyun oynuyor.
Tek kelime daha etme.
Yanılmaktan korkma.
Herkes yanılabilir.
Sevme kendinden çok kimseyi.
Ama sadece sen yoksun dünyada.
Paylaş içinden geçenleri.
Biraz tutarsız gibisin.
İkimizde nereden geldiğini biliyoruz.
Korkularımızdan?
Daha iyi olmam için, canımı yakmana gerek yok.

Sevgiliyle Monolog

IMG_6931.JPG
Kötü insanlar öyle filmlerde dizilerde gösterilen gibi değiller biliyor musun? Kötü insanlar elinden tuttuğumuz, gözlerinin içine baktığımız, belki biraz belki çok sevdiğimiz insanlar. Gözlerimizin içine baka baka yalan söyleyenler, fark etmediğimizi düşünenler, bizi aldatanlar kötü insanlar. Tanıyamadıklarımız, ya da yanlış tanıdıklarımız, konduramadıklarımız onlar. Bizi en fazla ihtiyacımız olduğunda terk edenler kötü olanlar. Sence intikam mı almalıyım? Bilmem. Belki de hayır. Yüzlerine karşı kötü olduklarını söylemeli miyim? Ya da en az onlar kadar kötü mü olmalıyım? Bir şey söyleyecek gibisin. Ama gözlerin, onlardan korkuyorsun. Seni yine ele verirler diye için için titriyorsun. Kendini savunmak istiyorsun. Ama çaresiz gibi görünüyorsun. Bir kelime daha etsen devamını getirmek zorunda kalacakmışsın gibi değil mi? Bir yalan daha, bir yalan daha… acınacak haldesin. Tek bir söz getirdim sana heybemde. Bir cümleyle birlikte. Şimdi kötülüğün ve sen baş başasın, hoşça kal.

Denge Aksı

Hiç! Hiç denge. Bir deniz dolusu imge. Sessiz sedasız gitmek hakkında bir dakika bile düşünme. Belki usulca kalkacaksın yattığın yerden. Ayakların kapıya yöneltecek yorgun bedenini. Zamanla ilgili anlatacaklarım var sana, sus ve sadece beni dinle. Dinlemiyorsun. Gidiyor gibi görünüyorsun. Gitme! Gitme demem işe yarayacaksa söylüyorum işte, gitme. Belki yalan söyleyeceğim sana belki aldatacağım seni. On dakika daha kalman için bütün günahlara gireceğim belki. Hiçbir vicdana sığmayacak terk edişler içindesin. Hiçbir serzenişe sığamıyorum, sana sığınıyorum, gitme!

Ağrı Aksı


Hiç! Hiç sessizlik! Yanlış yerdeyim, yanlış yazıldım yarına, bir ben vardı dün. Unuttum. İçimdeki gün geceye dönüştü, harabe bir evin köşesinde çöpe atılmış bir yatakta izliyorum gökyüzünü, karar veriyorum. Ben artık yazıldığım tüm ölümsüz eserlerden siliniyorum. Tutmayın elimden çünkü başka bir dünyaya alışmaya çalışıyorum. Dokunmayın, ben buradan çok uzakta, yaşamak ağrısını dindirecek bir ağrı kesici arıyorum.

Histeri Klibi

Yankı! Bu duyduğumu sen de duydun değil mi? İnkar etme! Ben deli değilim, bu bir devrim, nasıl duymazsın güneşin doğum sancılarını, arşa uzanan çığlıklarını. Duvarlara çarpıyor, çöp tenekelerini yalayıp, dikenli tellerin arasında buraya kadar geliyor. Yolculuğu çok kısa değil, bu yüzden gün ışığı nefesimden çalıyor. Göğsümde bir baskı var, sen de aynı şeyi hissetmiyor musun? Yalan söylüyorsun! Daralıyorum, gözlerim kararıyor. Işığın tam içinde karanlıktayım. Sana söylüyorum. Dinle beni, gözlerim kapalı, etraf kırmızı, rüyada gibiyim, sararıyorum. Yanıyorum. Ten rengim eriyor, beyazlara ihanet ediyorum, o aydınlığın isteklerini yerine getiremedim, şimdi kötü olanı, sana dönüşüyorum.